KANUN YARARINA BOZMA DİLEKÇESİ ÖRNEĞİ

Kanun Yararına Bozma Nedir?

Olağanüstü bir kanun yolu olan kanun yararına bozma, istinaf ve temyiz olağan kanun yollarından geçmeden kesinleşen kararlar için gidilebilecek bir yoldur. Kanun yararına bozma olağanüstü kanun yolunda; hakim veya mahkeme tarafından verilen ve istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen karar veya hükümde, esasa ya da usule ilişkin hükme etkili bir hukuka aykırılık bulunması gerekmektedir. Kanun yararına bozma, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. ve 310. maddelerinde düzenlenmiştir. CMK 309. maddenin gerekçesi de belirtildiği üzere bu maddenin konulmasındaki amaç şu şekildedir:

Olağanüstü temyiz de denilen bu kanun yoluna, istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşmiş bulunan kararlarda, gerek maddî hukuka ve gerek usul hukukuna ilişkin aykırılıkların giderilmesi için başvurulabilir. Böylece kanunun eşit uygulanması ve sanığın aleyhine olmamak koşuluyla, hukuka aykırılıkların, toplum ve birey açısından hukuk yararına giderilmesi amaçlanmıştır.

Kanun Yararına Bozma CMK 309. maddede şu şekilde düzenlenmiştir:

(1) Hakim veya mahkeme tarafından verilen ve istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen karar veya hükümde hukuka aykırılık bulunduğunu öğrenen Adalet Bakanlığı, o karar veya hükmün Yargıtayca bozulması istemini, yasal nedenlerini belirterek Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına yazılı olarak bildirir.

(2) Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı, bu nedenleri aynen yazarak karar veya hükmün bozulması istemini içeren yazısını Yargıtayın ilgili ceza dairesine verir.

(3) Yargıtay’ın ceza dairesi ileri sürülen nedenleri yerinde görürse, karar veya hükmü kanun yararına bozar.

(4) Bozma nedenleri:

a) 223 üncü maddede tanımlanan ve davanın esasını çözmeyen bir karara ilişkin ise, kararı veren hâkim veya mahkeme, gerekli inceleme ve araştırma sonucunda yeniden karar verir.

b) Mahkûmiyete ilişkin hükmün, davanın esasını çözmeyen yönüne veya savunma hakkını kaldırma veya kısıtlama sonucunu doğuran usul işlemlerine ilişkin ise, kararı veren hâkim veya mahkemece yeniden yapılacak yargılama sonucuna göre gereken hüküm verilir. Bu hüküm, önceki hükümle belirlenmiş olan cezadan daha ağır olamaz.

c) Davanın esasını çözüp de mahkûmiyet dışındaki hükümlere ilişkin ise, aleyhte sonuç doğurmaz ve yeniden yargılamayı gerektirmez.

d) Hükümlünün cezasının kaldırılmasını gerektiriyorsa cezanın kaldırılmasına, daha hafif bir cezanın verilmesini gerektiriyorsa bu hafif cezaya Yargıtay ceza dairesi doğrudan hükmeder.

(5) Bu madde uyarınca verilen bozma kararına karşı direnilemez.

kanun yararina bozma nedir
kanun yararina bozma nedir

Kanun Yararına Bozma Başvurusu Nasıl Yapılır?

Hakim veya mahkeme tarafından verilen ve istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen karar veya hükümde hukuka aykırılık bulunduğunu öğrenen Adalet Bakanlığı, o karar veya hükmün Yargıtay’ca bozulması istemini, yasal nedenlerini belirterek Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına yazılı olarak bildirir.(CMK m.309/1) Söz konusu talebi alan Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı, bu nedenleri aynen yazarak karar veya hükmün bozulması istemini içeren yazısını Yargıtay’ın ilgili ceza dairesine verir. (CMK m. 309/2) Burada Başsavcılığın Bakanlıktan gelen talep yazısına yeni bir şey eklemesi vs. söz konusu olamaz. Bakanlıktan gerekçeleri ne eksik ne de fazla Yargıtay’a vereceği kararın bozulmasına ilişkin talep yazısına eklemelidir. Zaten kanun yararına bozmaya “yazılı emir” de denilmesinin nedeni Bakanlıktan gelen talep yazısının bir tür emir niteliği taşıması ve Başsavcılığın buradaki gerekçeler üzerinde oynama yapamamasıdır.

Yargıtay ilgili dairesi ileri sürülen nedenleri yerinde görmesi halinde karar veya hükmü kanun yararına bozacaktır. (m.309/3) Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı müstakilen ve re ‘sen CMK m.309/4-d bendindeki hallerle sınırlı olmak kaydıyla kanun yararına bozma yoluna gitmeye yetkilidir. Ancak Adalet Bakanlığı tarafından kanun yararına bozma kanun yoluna başvurulduğu halde artık Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının kanun yararına bozma yoluna gitme yetkisini kullanması mümkün değildir.

Kanuni düzenlemeden anlaşıldığı üzere, kanun yararına bozma başvurusu yapma yetkisi Adalet Bakanlığı’na aittir. Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 41. Maddesinin (c) bendi gereğince kanun yararına bozma yoluna başvurma yetkisi Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğüne verilmiştir. Adalet Bakanlığı’nın yanında yargılama devam ederken bu yola başvuru yetkisinin verildiği bazı ilgililer şöyledir:

  • Cumhuriyet savcısı,
  • Sanık,
  • Mahkeme,
  • Şikayetçi,
  • Müdahil,
  • Hâkim.

Adalet Bakanlığınca, hukuka aykırılık ilgililerin Adalet Bakanlığına ilgili hükmün kanun yararına bozma yoluna başvurulması için nedenleri ile birlikte talepte bulunmaları sonucunda öğrenilebilir. Cumhuriyet savcısı, sanık, hükümlü veya katılanlar da bu olağanüstü kanun yolunu kullanması için Adalet Bakanlığına talepte bulunabilir. Adalet Bakanlığı ya kendiliğinden ya da kendisine yapılan ihbarı dikkate alarak kanun yararına bozma yoluna da gidebilir.

Adalet Bakanlığı, karar veya hükümde bir aykırılık olduğunu öğrendikten sonra o kararın veya hükmün Yargıtay tarafından bozulması talebini, hukuki nedenlerini de belirterek Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına yazılı olarak bildirir. Bunun üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı yazılı olarak bildirilen ilgili hükmün bozulması talebini içeren yazısını Yargıtay ilgili ceza dairesine verir. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, Adalet Bakanlığının istemi üzerine, Yargıtay nezdinde kanun yararına bozma başvurusu yapmama imkânı yoktur. Adalet Bakanlığından istem geldiğinde, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca bu yola başvurulması zorunludur.

Adalet Bakanlığının kanun yararına bozma birimine buradan ulaşabilirsiniz. www.gunduzlerhukuk.com

Kanun Yararına Bozma Nedenleri

Kanun yararına bozma, Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (CMK) 309. maddesi kapsamında, kesinleşmiş kararlardaki maddi veya usul hukuku aykırılıklarının giderilmesi için kullanılan olağanüstü bir kanun yoludur. Hukuka aykırılıklar, maddi hukuk açısından suçun vasıflandırılmasında hata yapılması, ceza miktarının kanuna aykırı belirlenmesi veya cezaya hükmedilmemesi gereken bir durumda ceza verilmesi gibi durumları kapsar. Usul hukuku açısından ise eksik soruşturma, delillerin yeterince değerlendirilmemesi, savunma hakkının kısıtlanması veya mahkemenin yetkisizliği gibi hatalar kanun yararına bozma nedeni oluşturabilir. Örneğin, makaledeki alenen hakaret suçuna ilişkin örnekte, mahkemenin aleniyet unsurunu mahallinde keşif yapmadan değerlendirmesi, suçun sübutuna etki eden bir usul hatasıdır ve bu tür hatalar, kanun yararına bozma talebinin temel gerekçesini oluşturur.

Kanun yararına bozma dilekçesinde, hukuka aykırılıkların somut bir şekilde ortaya konması ve ilgili kanun maddelerine dayandırılması kritik öneme sahiptir. Örneğin, bir mahkeme kararında delillerin eksik toplanması durumunda, hangi delillerin toplanmadığını (örneğin, tanık beyanları, bilirkişi raporu veya olay yeri incelemesi) ve bu delillerin karar üzerindeki etkisini açıkça belirtmek gerekir. Yargıtay içtihatlarına göre, suçun sübutuna etki eden delillerin toplanmaması veya savunma hakkının kısıtlanması, kanun yararına bozma nedeni olarak sıkça kabul edilmektedir. Dilekçede, bu aykırılıkların nasıl bir hukuki hata oluşturduğu, hangi kanun maddelerine aykırı olduğu (örneğin, CMK m. 206 veya m. 230) ve kararın neden hukuka uygun olmadığı detaylı bir şekilde açıklanmalıdır. Bu, Adalet Bakanlığı’nın talebi değerlendirmesinde ve Yargıtay’ın bozma kararı vermesinde etkili bir unsurdur.

İlgili Makale: Kanun Yararına Bozma Dilekçesi

Kanun Yararına Bozma Yoluna Başvurulabilecek Kararlar

Kanun yararına bozma yoluna başvurulabilecek bazı mahkeme kararlarına örnek olarak şu kararlar verilebilir:

  • Ağır Ceza Mahkemesinin Kararları: Ağır ceza mahkemesinin infaz hâkimliğince verilen cezalara ilişkin kişi itirazda bulunabilir. Bu itirazın üzerine mahkemece kesin nitelikte karar verir. Bu karara ilişkin de kanun yararına bozmaya başvurulabilir.
  • Kanun Yararına Bozmada Dosyanın Temyiz veya İstinafa Gidip Gitmemesi: mahkeme kararı verildikten sonra kişi temyiz veya istinaf hakkını kullanmadığı durumlarda kanun yararına bozma gündeme gelebilir.
  • Yetkisizlik Kararının Kaldırılması Kararının Reddine İtirazın Reddedilmesi: Dosyanız ile alakalı mahkeme tarafından verilmiş olan yetkisizlik kararına karşı itiraz edilip, itirazınızın da reddedilmesi sonucu kanun yararına bozma yoluna gidilebilmesi mümkündür.
  • Yetkisizlik Kararının Kaldırılması Kararının Reddine İtirazın Reddedilmesi: Dosya ile alakalı yetkisizlik kararı verilmiş ise ve daha sonrasında bu karara ilişkin itirazda bulunulup red cevabı alınması durumunda kanun yararına bozmaya başvurulabilir.
  • İddianamenin Reddine Dair İtirazın Reddedilmesi: savcılığın hazırlamış olduğu iddianamenin hâkimlik tarafından reddedilmesi durumunda savcılık bu iadeye itirazda bulunabilir. Bu itirazın da reddedilmesi durumunda yine kanun yararına bozmaya başvurulabilmesi mümkündür.
  • Cumhuriyet Savcısının İddianamenin İadesine İtiraz Etmesi: cumhuriyet savcısının dosyanız ile alakalı kovuşturmaya yer olmadığı kararı vermesi durumunda kişi bu karara itiraz için sulh ceza mahkemesine başvurabilir. Bu başvurunun reddedilmesi durumunda kişi kanun yararına bozma yoluna gidebilir.
  • Yargılanmanın Yenilenmesi Kararına İtirazın Reddi: Yargılanmanın yenilenmesi için yapıla başvuruların yerel mahkeme bakımından kesin hüküm ile reddi durumunda kanun yararına bozma yoluna gidilebilmesi mümkündür.
  • İcra Ceza Mahkemesi Kararları: İcra ceza mahkemesi karar verip, kişi istinaf veya temyize gitmezse bu kararlar aleyhine kanun yararına bozma yoluna gidilebilmesi mümkün olacaktır.
  • Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması: Bu kararlar aleyhine kanun yararına bozma yoluna gidilebilmesi mümkündür.

Kanun Yararına Bozma Yoluna Başvurulamayacak Kararlar

  • Hükümden sonra ortaya çıkan veya hükme kadar mahkemenin bilgisine sunulmayıp, sonradan bildirilen nedenlere dayanılarak kanun yararına bozma istenemez.
  • Hükmün kesinleşmesinden sonraki kanun değişikliklerinin lehe olduğu gerekçesiyle bu yola başvurulamaz.
  • Olağan kanun yolları olan istinaf ve temyiz incelemesinden geçerek kesinleşen kararlar için bu yola başvurulamaz.

Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 19.01.2016 tarihli ve 2016/4 sayılı kararına göre hakim veya mahkemenin verdiği karar, istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeden kesinleşse bile, aşağıdaki hallerde kanun yararına bozma başvurusu yapılamaz:

  • Hakimlerin takdir hakkı alanına giren ve suç işleyenler için bir hak teşkil etmeyen hususlar,
  • Mahkemenin takdirine bağlı istekler ve uygulamadaki takdir yanılgıları,
  • Takdirin yerinde olup olmadığının denetlenmesine ilişkin başvurular, temyiz yasa yolundan farklı olarak yasa yararına bozma konusu yapılamayacağından, bu yolla denetlenemeyecektir.
kanun yararina bozma 309 cmk
kanun yararina bozma 309 cmk

Yargıtay’ın İncelemesi ve Kararı

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının görevi, karar veya hükmün bozulması istemini içeren yazısını Yargıtay’ın ilgili ceza dairesine vermek suretiyle kanun yararına bozma davasını açmaktan ibarettir. Yargılama görevini Yargıtay’ın ilgili dairesi yapar. Daire önce kanun yararına bozma davasının kabul edilebilir olup olmadığı sorununu çözer, kabul edilebilir görürse yargılamayı duruşmasız yapar. Yargılama sadece ileri sürülen noktalarda yapılır. Bozma sebeplerinin varlığı kabul edilirse karar kanun yararına bozulur. Aksi halde dava reddolunur. Kanunda belirtilen hallerde Yargıtay hükmü bozarak ıslah eder.

Kanun yararına bozma başvurusu üzerine, Yargıtay ilgili ceza dairesi inceleme yapar. Bu inceleme kural olarak dosya üzerinden yapılır. İnceleme neticesinde Yargıtay’ın ceza dairesi ileri sürülen nedenleri yerinde görürse, karar veya hükmü kanun yararına bozar. (CMK m.309/3)

Bozma nedenleri (CMK 309/4):

  • 223 üncü maddede tanımlanan ve davanın esasını çözmeyen bir karara ilişkin ise, kararı veren hâkim veya mahkeme, gerekli inceleme ve araştırma sonucunda yeniden karar verir.
  • Mahkûmiyete ilişkin hükmün, davanın esasını çözmeyen yönüne veya savunma hakkını kaldırma veya kısıtlama sonucunu doğuran usul işlemlerine ilişkin ise, kararı veren hâkim veya mahkemece yeniden yapılacak yargılama sonucuna göre gereken hüküm verilir. Bu hüküm, önceki hükümle belirlenmiş olan cezadan daha ağır olamaz.
  • Davanın esasını çözüp de mahkûmiyet dışındaki hükümlere ilişkin ise, aleyhte sonuç doğurmaz ve yeniden yargılamayı gerektirmez.
  • Hükümlünün cezasının kaldırılmasını gerektiriyorsa cezanın kaldırılmasına, daha hafif bir cezanın verilmesini gerektiriyorsa bu hafif cezaya Yargıtay ceza dairesi doğrudan hükmeder.

Yargıtay’ın Bozma Kararının Etkisi

Kanun bozma kararının etkisini bozulan kararın türüne göre farklı şekilde düzenlemiştir.

  • Bozma, Kanunun 223. maddesinde tanımlanan ve davanın esasını çözmeyen bir karara ilişkin ise, kararına karşı kanun yararına bozma yoluna başvurulan (yargıç veya) mahkeme, gerekli inceleme ve araştırma sonucunda yeniden karar verir. Uyuşmazlığın esasını çözmeyen mahkeme kararlarının, örneğin durma kararının bozulması ilgililerin aleyhine sonuç doğurabilmektedir. Nitekim bu hallerde esas mahkeme muhakemeye kaldığı yerden devam edecek, yeniden yapacağı inceleme ve araştırmaların sonucuna göre son kararı verecektir. Bu karar mahkûmiyet kararı da olabilir. Ayrıca, dikkate değerdir ki, sanık lehine olan bir kararın bozulmasının sanık aleyhine de sonuç doğurması, esas itibariyle “kanun yararına” kabul edilen bir kanun yolunun amaçlarına ve ilkelerine aykırıdır.
  • Bozma, mahkûmiyet hükmünün, davanın esasını çözmeyen yönüne veya savunma hakkını kaldırma veya kısıtlama sonucunu doğuran usul işlemlerine ilişkin ise, kararı veren yargıç veya mahkemece yeniden yapılacak yargılama sonucuna göre gereken hüküm verilir. Bu hükümle verilen ceza önceki hükümle belirlenmiş olan cezadan daha ağır olamaz. Bu hallerde Yargıtay ceza dairesinin bozma kararına karşı direnilemez.
  • Bozma, davanın esasını çözen, ancak mahkûmiyet dışındaki bir hükme (beraat, ceza verilmesine yer olmadığı, güvenlik tedbirine hükmedilmemesi hükmüne) ilişkin ise, aleyhe sonuç doğurmaz ve yeniden yargılamayı gerektirmez.

Bozma nedeni daha önce mahkûm olan kimsenin cezasının tamamen ortadan kaldırılmasını veya hükümlüye daha az ceza verilmesini gerektiriyorsa, Yargıtay’ın ilgili ceza dairesi, cezanın kaldırılmasına veya verilmesi gereken daha az cezaya doğrudan hükmeder. Başka bir deyişle, bu hallerde bozmadan sonra gerekli kararın verilmesi esas mahkemeye bırakılmamış, bunu Yargıtay’ın vermesi, yani aleyhine kanun yararına bozma yoluna gidilen kararı ıslah etmesi kabul edilmiştir. Yargıtay’ın vereceği kararlar uyulması zorunlu kararlardır. Dolayısıyla bu hallerde esas mahkeme yeniden yargılama yapamaz.

Kanun Yararına Bozma Kararı İnfazı Durdurur Mu?

Kanun yollarına başvurulması üzerine hakkında kanun yoluna başvurulmuş kararların infazının durmasına kanun yoluna başvurmanın durdurma etkisi adı verilir. Bir diğer anlatımla kanun yoluna başvurulmasıyla birlikte hükmün kesinleşmesi engellenmekte ve bu nedenle verilen karar infazı mümkün hale gelememektedir. Ancak kanunda Kanunda kanun yararına bozma yoluna başvurulmasının infazın otomatik olarak geri bırakılmasını veya durdurulmasına ilişkin bir hüküm bulunmamaktadır.

Olağanüstü bir kanun yolu olan kanun yararına bozma, olağan kanun yollarından geçmeden kesinleşen hükmün infazını kendiliğinden durdurmaz. İnfazın durdurulması için kararı veya hükmü veren mahkemeden talepte bulunulması gerekmektedir. Yine yargılamanın yenilenmesi kanun yoluna benzer olarak, talebe konu kararın infaz edilmiş olması kanun yararına bozma yoluna gidilmesine engel değildir. Bunun yanında talebi inceleyecek olan ilgili Yargıtay ceza dairesinden de infazın durdurulması talep edilebilir. Talebin sonucunda infazın durdurulması kararı verilirse infaz duracaktır, aksi halde infazın kendiliğinden durması mümkün değildir.

Kanun yararına bozma niteliği gereği olağanüstü bir kanun yolu olduğu için kesinleşen hükmün infazını kendiliğinden durdurmayacaktır. İnfazın durdurulması için kararı veya hükmü veren mahkemeden yada talebi inceleyecek olan ilgili Yargıtay Dairesinden infazın durdurulması için talepte bulunulması gerekmektedir. Talep sonucunda infazın durdurulması kararı verilir ise infaz ancak o aşamada duracaktır.

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı’nın Kanun Yararına Bozma Başvurusu

Kanun Yararına Bozma kural olarak Adalet Bakanlığı tarafından başvurulabilen, olağanüstü bir kanun yoludur. Kanun koyucu bu genel kurala bir istisna getirerek CMK m. 309/4/d’ye giren hallerde Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı’nın kendiliğinden bu yola başvurmasına imkan tanımıştır.

İstinaf ve temyiz incelemesinden geçmemiş olan kararın bozularak, hükümlünün cezasının kaldırılması veya daha hafif bir cezanın verilmesi gerekiyorsa Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı da doğrudan kanun yararına bozma yoluna başvurabilecektir. (CMK m. 310/1) Ancak daha önce aynı karar için Adalet Bakanlığı tarafından kanun yararına bozma yoluna başvurulmuşsa, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı tarafından başvurulması artık hukuken mümkün değildir. Nitekim kanun koyucu CMK madde 310/2’de bu hususu yasaklamıştır.

CMK 310 madde hükmü şu şekildedir:

  1. 309 uncu maddede belirtilen yetki, aynı maddenin dördüncü fıkrasının (d) bendindeki hâllere özgü olmak üzere ve kanun yararına olarak re’sen Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı tarafından da kullanılabilir.
  2. 309 uncu madde gereğince Adalet Bakanlığı tarafından başvurulduğunda bu yetki, artık Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı tarafından kullanılamaz.”

Direnme Yasağı

Kanun koyucu olağan kanun yolu olan temyizde direnmeye imkân tanımışsa da, olağanüstü kanun yolu olan kanun yararına bozma incelemesi sonucunda verilen bozma kararlarına karşı direnilememesini kabul etmiştir. Bu hüküm CMK m. 309/5’te düzenlenmiştir:

(5) Bu madde uyarınca verilen bozma kararına karşı direnilemez.”

Ancak bu direnmeme mahkemenin ilk kararını verememesi şeklinde düşünülmemelidir. Yani ceza dairesinin bozma kararı kendisine geldiğinde mahkeme direnme kararı veremez. Ancak uyma kararından sonra vereceği kararda eski kararını tekrarlayabilir.

kanun yararina bozma
kanun yararina bozma

Kanun Yararına Bozma Emsal Yargıtay Kararları

2. Ceza Dairesi 2018/2811 E. 2018/7081K.

  • Kanun Yararına Bozma

5271 Sayılı Kanun’un 231. maddesinin 8. fıkrasında, hükmün açıklanmasının geri bırakılması halinde, denetim süresi içinde dava zamanaşımının duracağı ve maddenin 11. fıkrasında, denetim süresi içinde kasten yeni suç işlenmesi halinde mahkemece hükmün açıklanacağı düzenlenmiş olup, duran zamanaşımının, denetim süresi içinde işlenen suçtan dolayı verilen hükümlülük kararının kesinleşmesi koşuluyla suçun işlendiği tarihte yeniden işlemeye başlayacağı, dosya kapsamına göre hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kesinleştiği 17.04.2015 tarihi itibariyle duran zamanaşımının 14.02.2017 tarihinde kesinleşen sonraki mahkûmiyete konu suçun işlendiği 14.03.2016 günü yeniden işlemeye başladığı belirlenerek yapılan incelemede;

Sanığa atılı suçun gerektirdiği cezanın üst sınırına göre TCK’nın 66/1-e, 66/4 maddeleri uyarınca hesaplanan 8 yıllık zamanaşımının, sanığın sorgusunun yapıldığı 18.10.2007 ile hükmün açıklandığı 24.10.2017 tarihleri arasında gerçekleştiği gözetilmeden, sanık hakkındaki kamu davasının zamanaşımı nedeniyle düşürülmesi yerine yargılamaya devamla yazılı şekilde hüküm kurulması nedeniyle kanun yararına bozma istemi yerinde görüldüğünden, (NAZİLLİ) 3. Asliye Ceza Mahkemesinden verilip kesinleşen, 24.10.2017 gün ve 2017/62 E., 2017/611 K. sayılı kararın, 5271 sayılı CMK’nın 309. maddesinin 3. fıkrası uyarınca BOZULMASINA, aynı maddenin 4. fıkra (d) bendinin verdiği yetkiyle; açılan kamu davasının, CMK’nın 223/8. maddesi uyarınca DÜŞÜRÜLMESİNE, hükmolunan cezanın kaldırılmasına, 30.05.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.


1. Ceza Dairesi 2017/1663 E. 2018/184 K.

  • Kanun Yararına Bozma

Kamu kurum ve kuruluşlarındaki eşya hakkındaki hırsızlık ve enerji nakli veya haberleşmeyi sağlayan tel hırsızlığı suçlarından hükümlü …`in cezasını infaz ettiği Tekirdağ Açık Ceza İnfaz Kurumundan firar etmesi sebebiyle anılan Kurum Disiplin Kurulu Başkanlığının 25/05/2016 tarihli ve 2016/179 sayılı Kararı ile verilen 12 gün hücreye koyma cezasının hükümlü tarafından şikayet edilmeksizin 10/06/2016 tarihinde kesinleşmesini müteakip, Tekirdağ 2. İnfaz Hâkimliğinin 22/06/2016 tarihli ve 2016/770 esas, 2016/791 sayılı Kararı ile onanmasının ardından, 29/06/2016 – 11/07/2016 tarihlerinde infazını müteakip,

hükümlünün disiplin cezasının kesinleşmesi ile infazına başlanması arasındaki sürenin disiplin cezasının kaldırılması için gerekli süreden sayılmasına yönelik talebinin reddine dair Tekirdağ 2. İnfaz Hâkimliğinin 15/03/2017 tarihli ve 2017/165 esas, 2017/451 sayılı Kararına yönelik itirazın reddine ilişkin mercii Tekirdağ 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 07/04/2017 tarihli ve 2017/502 değişik iş sayılı Kararı ile ilgili olarak;

Tekirdağ 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 07/04/2017 tarihli ve 2017/502 değişik iş sayılı Kararının kesin olması nedeniyle söz konu karar usulünce kaldırılmadan aynı konu hakkında yeniden karar verilemeyeceğinden sonraki Kırklareli İnfaz Hâkimliğinin 11/04/2017 tarihli ve 2017/709 esas, 2017/746 sayılı Kararı hukuken yok hükmünde olduğu değerlendirilerek yapılan incelemede;

Benzer bir olay sebebiyle Yargıtay 6. Ceza Dairesinin 01/10/2009 tarihli ve 2007/18669 esas, 2009/12712 karar sayılı ilâmında da belirtildiği üzere, 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun 48/4-f maddesi gereğince, disiplin cezasının infaz edildiği tarihten itibaren disiplin cezasının kaldırılmasına ve iyi halin kazanılmasında 1 yıllık süre geçmesi gerektiği,

5275 sayılı Kanunun 48/3-b maddesi gereğince, Disiplin cezalarının tamamı infaz edilip kaldırılmadıkça koşullu salıverilmeden yararlandırılmayacağının hükme bağlandığı, hükümlünün hücreye koyma disiplin cezasının kesinleşme tarihi olan 10/06/2016 tarihinden itibaren infaz edilmeye başlanması halinde 21/06/2016 tarihinde infazının tamamlanacağı ve infaz edilen disiplin cezasının 21/06/2017 tarihinde kaldırılabileceği halde, anılan disiplin cezasının infazına hükümlüden kaynaklanmayan nedenle 29/06/2016 tarihinde başlanılmış olması esas alınarak itirazın kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü`nün 03/07/2017 gün ve 94660652-105-59-5617-2017-Kyb sayılı yazılı istemlerine müsteniden Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının tebliğnamesi ile Dairemize ihbar ve dava evrakı gönderilmekle, incelenerek gereği düşünüldü;

TÜRK MİLLETİ ADINA

Kanun yararına bozma talebine dayanılarak Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen tebliğnamedeki bozma isteği incelenen dosya kapsamına göre yerinde görüldüğünden, Tekirdağ 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 07/04/2017 tarihli ve 2017/502 değişik iş sayılı Kararının 5271 sayılı CMK`nun 309. maddesi uyarınca KANUN YARARINA BOZULMASINA, diğer işlemlerin yapılabilmesi için dosyanın Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 23/01/2018 gününde oybirliğiyle karar verildi.


5. Ceza Dairesi 2017/6890 E. 2018/20 K.

  • Kanun Yararına Bozma

Basit cinsel saldırı, silahla tehdit ve hakaret suçlarından sanık … hakkında yapılan yargılama sonucunda, eylemin nitelikli cinsel saldırıya teşebbüs suçu kapsamında kalıp kalmayacağına ilişkin değerlendirmenin üst dereceli ağır ceza mahkemesine ait olduğundan bahisle mahkemenin görevsizliğine, dosyanın görevli … Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmesine dair Almus Asliye Ceza Mahkemesinin 13/03/2017 tarihli ve 2016/99 esas, 2017/27 sayılı kararına yönelik itirazın kabulüne, görevsizlik kararının kaldırılmasına ilişkin … 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 28/04/2017 tarihli ve 2017/381 değişik iş sayılı kararının;

Dosya kapsamına göre, katılanın aşamalardaki beyanında, eşi olan sanık ile tartıştıklarını, tartışma esnasına eşinin kendisine karşı tehdit ve hakaret içerir sözler söylediğini bunun üzerine yatak odasına giderek yattığını, akabinde sanığın içeriye gelerek cinsel ilişkiye girmek istediğini söylediğini ve üzerine çullandığını, kendisinin ilişkiye girmek istemediğini söyleyerek odadan çıkmaya kalkıştığını, bunun üzerine sanığın seni zorla sinkaf edeceğin demek suretiyle kapıyı kilitlediği ve kendisini yatağa yatırdığı, bunun üzerine bağırmaya başlayınca müşterek çocuklarının oda camını kırdığını ve olayın bu şekilde sonlandığını iddia ettiği, tarafların müşterek çocuğunun tanık sıfatıyla verdiği ifadesinde annesinin bağırma seslerini duyması üzerine odanın camını kırdığı şeklindeki bu iddiaları doğrular yöndeki anlatımları hep birlikte değerlendirildiğinde eylemin nitelikli cinsel saldırıya teşebbüs olup olmadığı yönündeki değerlendirmenin üst dereceli mahkeme olan ağır ceza mahkemesine ait olduğu dikkate alınmaksızın, itirazın reddi yerine yazılı şekilde kabulü ile görevsizlik kararının kaldırılmasına karar verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca bozulması lüzumu Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü ifadeli, 28/11/2017 gün ve 94660652-105-60-9423-2017-Kyb sayılı Kanun yararına bozmaya atfen Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’ndan tebliğname ile Daireye ihbar ve dava evrakı ile birlikte tevdii kılınmakla gereği düşünüldü:

Kanun yararına bozma istemine dayanan ihbarname münderecatı yerinde görüldüğünden talebin kabulü ile … 1. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 28/04/2017 tarihli ve 2017/381 Değişik İş sayılı Kararın CMK’nın 309. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bozma sebebine nazaran müteakip işlemlerin merciince yapılmasına, dosyanın mahalline gönderilmesi için Yargıtay C.Başsavcılığına TEVDİİNE, 08/01/2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.




ADALET BAKANLIĞI CEZA İŞLERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ'NE
Gönderilmek Üzere
KÜÇÜKÇEKMECE X.SULH CEZA HAKİMLİĞİ’NE

DOSYA NO                          : 2025/xxxxxxx Değişik İş

KANUN YARARINA BOZMA

İSTEMİNDE BULUNAN   : Yaprak Gizlem GÜNDÜZ (TC: .........) 
ADRES: ............................................................................................./İstanbul

 İTİRAZA KONU TRAFİK  
TUTANAĞIN TANZİM TARİHİ: 23/09/2025

 İTİRAZA KONU TRAFİK TUTANAĞIN
TARAFIMA TEBELLÜĞ TARİHİ: 12/10/2025 (e-Tebligat)

İTİRAZ KONUSU: Küçükçekmece X.Sulh Ceza Hakimliği’ nin 10/11/2025 tarih, 2025/.......... İş kararıyla; İstanbul Trafik Denetleme Şube Müdürlüğünün 23/09/2025 tarih, Seri No MB 81004077 sıra nolu  trafik tutanağında verilmiş olan idari para cezasının iptali için yapmış olduğum itiraz başvurusunun kesin olarak esastan reddi kararının CMK Madde 309 gereğince Kanun Yararına Bozulması istemidir.







AÇIKLAMALAR: 

1-) ...............tescil plakasına kayıtlı hususi kullanmakta olduğum aracımın; Karayolları Trafik Kanunu`nun 46/2-F  hükmüne istinaden emniyet şeridini ihlal eden sürücülere uygulanan cezanın ihlali  gerekçesiyle gıyabımda kesilen ekte sunulu 23/09/2025 tarihli, toplam 9.267,00-TL bedelli trafik cezası tutanağı tarihinde 12/10/2025 (e-Tebligat) yoluyla tarafıma gönderilmiştir.

İstanbul barosuna bağlı ......... sicil numarasıyla avukatlık görevimi icra etmekteyim. Ofis ve ikame adresim antette yer almaktadır. Trafik cezasının tanzim edildiği gün Ofis adresim olan Büyükçekmece ilçesinden hareket ederek Gaziosmanpaşa adliyesine yetişmek isterken Esenyurt gişeleri çıkışı E-80 bağlantı yolunda kilit noktasına gelen yoğun trafikle karşı karşıya kaldım. Eklerde sunmuş olduğum duruşma listesinden açıkça görüleceği üzere Gaziosmanpaşa 8.Sulh Hukuk Mahkemesi 2024/.......E. Sayılı dosyasında 11:55 saatinde karar duruşmamın olması, iş bu duruşma sonrasında da yine aynı gün ve aynı saatte Bakırköy 7.Asliye Hukuk Mahkemesi 2021/....... E. Sayılı dosyasında duruşmamın olduğu, Bakırköy dosyası için bekletme talebinde bulunup, Gaziosmanpaşa 8.Sulh Hukuk Mahkemesi 2024/......E. Sayılı karar duruşmasına yetişmek istediğimde; duruşma saatinin 11:35 olmasına karşın TEM otoyolunun FSM köprusu istikametinde trafiğin kilit noktasına geldiğini saatin de 10:50 civarında olduğu, henüz Esenyurt gişelerini yeni geçmem ve Gaziosmanpaşa ilçesine 45dk'da yetişmemin mümkün olmayacağını anladığımda emniyet şeridinde bulunan motorlu polis memuruna durumu izah ederek duruşmaya yetişme husunun da belgeleyerek emniyet şeridini, kamu görevimi icra etmem nedeniyle kullanmak zorunluluğu hasıl olduğunu bu hususta izin istediğimde motorlu polis memurunun da onay vermesiyle emniyet şeridini kullanmak zorunda kaldım. Ancak bu vesile ile duruşmaya yetişebilme durumum hasıl olmuştur. 

Polis memurunun, zorunlukluk halini belgelemem vesilesiyle emniyet şeridini kullanma zorunluluğuma onay vermesi sonrasında, EDS tespitiyle eklerde sunulu tutanaktaki ceza-i işlem uygulanması Hukuka ve Hakkaniyete aykırılık teşkil etmektedir. Trafik denetleme şube Müdürlüğüne yazılan müzekkere sonrasında gelen belgelerdeki kamera görüntülerinde aracımın dörtlülerinin yandığı,  aracımın dörtlülerini yakmak suretiyle emniyetli bir şekilde trafik yoğunluğu bittiği anda normal şeride girdiğim sübut bulmuştur.

Bilindiği üzere emniyet şeridi zorunlu hallerde kullanılabilmektedir. Yargıtay 7. Ceza Dairesinin 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 46/2-f maddesinde belirtilen "istisnai olarak sayılan emniyet şeridini kullanma hallerinden biri " olduğuna işaret edildi. Benim emniyet şeridini kullanmam keyfi bir durum değil avukatlık mesleğim olan kamu görevimi icra etmem nedeniyle olup, iş bu hususu belgeleriyle de sübut bulmuştur. Zorunluluk hali ve kamu mesleğimi icra etme hususları göz önünde bulundurularak kasıtlı bir şekilde ihlali yapılmayan ancak zorunluluk sebebiyle kullanılan emniyet şeridini kullanmam husunda kesilen  23/09/2025 tarih, Seri No: MB 81004077 sıra nolu trafik para cezasının iptalini talep etme zorunluluğum hasıl olmuş, Küçükçekmece 2.Sulh Ceza Hakimliği’ nin 10/11/2025 tarih, 2025/8111 D. İş kararıyla itirazımın reddi kararının gerekçesi "...ceza tutanaklarının resmi belge hükmünde olduğu yani aksi kanıtlanıncaya kadar geçerli olduğu, dosya içerisinde tutanak aksini gösterir delil bulunmadığı anlaşılmakla itirazın reddi gerektiği" şeklinde bir gerekçe sıralamıştır. Sayın Yüksek Mahkeme'nizin de takdir edeceği gibi, Mahkeme Kararlarının gerekçeli olması gerektiği, davanın kabulü veya reddi halinde tüm delililerin kararda belirtilerek sonuca nasıl ulaşıldığının ortaya konulması gerekmektedir. Buna rağmen Yerel Mahkeme herhangi bir gerekçe belirtmeden itirazın reddine karar vermiştir. Oysa ki trafik cezası tutanağının resmi belge olmadığı gibi bir itirazımız söz konusu değildir. Yerel mahkemenin sadece trafik cezalarının resmi belge olmasından bahisle bunun dışında itirazın reddini  gerektirir sonucna nasıl ulaşıldığının ortaya koyması gerekirken herhangi hukuki bir gerekçe belirtmeden itirazın reddine şeklindeki YEREL MAHKEME'NİN KISA GEREKÇESİ USULE AYKIRIDIR.


Her ne kadar Trafik Denetleme Şube Müdürlüğünce hakkımda Karayolları Trafik Yasasının 46/2-F maddesine aykırı davrandığm gerekçesiyle trafik idari para cezası verilmiş ise de; muterizim avukat olarak görev yaptığım, dilekçe ekinde sunmuş olduğu duruşma zaptından da anlaşılacağı üzere idari yaptırım kararı düzenlenen gün ve saatte duruşmaya yetişmeye çalıştığım, kamu hizmeti görevimi ifa etmem gerektiği, emniyet şeridini de bu sebeple kullanmak zorunda kaldığım, itiraz eden olarak itirazımda haklı bir gerekçem olduğu ve idari yaptırım kararının hukuka uygun olmadığından idari yaptırım kararının kaldırılmasına karar verilmesi talebiyle iş bu itirazda bulunulmuştur. EKLERDE SUNULU EMSAL NİTELİKTEKİ KARARLAR İNCELENDİĞİNDE BİR KİMSE İÇİN VERİLEN BİR KARARIN BAŞKA BİR KİMSE İÇİN UYGULANMAMASI ANAYASA m.10 HÜKMÜNE AÇIKÇA AYKIRILIK TEŞKİL ETMEKTEDİR. AYIRIM GÖZETİLMEKSİZİN KANUN ÖNÜNDE EŞİT OLDUĞU HALDE EKLERDE SUNULU İTİRAZLARIN BİR VEKİL LEHİNE KABUL EDİLİP BAŞKA BİR VEKİL LEHİNE KABUL EDİLMEMESİ HUKUKA VE HAKKANİYETE AYKIRIDIR.

Benzer şekilde Emsal karar olarak sunmuş olduğumuz İstanbul 8.Sulh Ceza Hakimliği'nin 2021/4956 D.İş sayılı kararın da da avukatın duruşmaya yetişmek amacıyla kamu görevini yerine getirmek maksadıyla zorunlu olarak emniyet şeridi ihlali yaptığına kanaat getirilmesine rağmen meslek gereği aciliyeti ve kamu görevini yerine getirme  nedeniyle hakkında idari para Cezasının iptaline karar verilmiş, Aynı şekilde hakkımda uygulanan trafik cezası olayda da avukat olamam ve emniyet şeridini zorunlu olarak kullanmış olmam ve bu zorunluluk unsurunu da belgelediğim halde idari para cezasının iptali talebinin reddine karar verilmiştir. 

Bu halde hakkımda da ekte sunulan duruşma zaptında ve duruşma çizelgesinde görüleceği üzere aciliyet ile duruşmaya yetişmem gerekmiş ve müvekkilinin hak mahrumiyetine uğramaması için kullanılan aracın emniyet şeridini kullanmam nedeniyle aleyhime idari para cezası verilmiştir. Burada kişisel olarak kural ihlali saiki asla bulunmamaktadır. Tamamen müvekkilin hak kaybına uğramaması adına kamu görevinin yerine getirilmesi saikiyle müvekkilin hakkının korunması amacıyla mecburi olarak yapılan bir durum söz konusudur. Şimdiye dek hakkımda emniyet şeridi ihlali olmadığı gibi herhangi bir trafik cezam dahi bulunmamaktadır. İş bu hususta araştırma yapılması halinde bu durum sübut bulacaktır.  Ancak yukarıda belirtilen emsal şeklindeki kararlardan da anlaşılacağı üzere aynı mesleği yapan kimseler hakkında uygulanan hususun tarafıma uygulanmaması usul ve yasaya aykırıdır. 

Sonuç olarak lehime uygulanmayan ancak benzer şekilde avukatlık yapan meslektaşlar hakkında uygulanan durumun, tarafıma uygulanmaması  Anayasa'nın 10. Maddesine açıkça aykırıdır. Bu nedenle bahse konu idari para cezasının iptalini Kanun yararına Bozulmasını Saygılarımla talep etme zorunluluğu hasıl olmuştur.

2-) Bu konuya ilişkin olarak; İstanbul 8.Sulh Ceza Hakimliği'nin 2021/4956 D.İş,  İstanbul 3. sulh ceza mahkemesi`nin 22.05.2006 tarihli, 2006/129 d.iş, 2006/129k., Bilecik Sulh Ceza Hakimliği Değişik İş No: 2022/598, Karar Tarihi: 19.04.2022 No.lu dosyasından verilen ve ekte sunduğum karar da itirazlarım doğrultusundadır.

3-) 5326 Sayılı Kabahatler Kanununun 28/3 ve 28/4 maddesinde: (3) İlgili kamu kurum ve kuruluşu, başvuru dilekçesinin tebliği tarihinden itibaren en geç onbeş gün içinde mahkemeye cevap verir. Başvuru konusu idarî yaptırıma ilişkin işlem dosyasının tamamının bir örneği, cevap dilekçesi ile birlikte mahkemeye verilir. Mahkeme, işlem dosyasının aslını da ilgili kamu kurum ve kuruluşundan isteyebilir. Cevap dilekçesi, idarî yaptırım kararına karşı başvuruda bulunan kişi sayısından bir fazla nüsha olarak verilir.


(4) Mahkeme, başvuruda bulunan kişilere cevap dilekçesinin bir örneğini tebliğ eder… hükmü amirdir. Mahkemenin karar tutanağında da bahsettiği üzere ilgili kurumdan yani İstanbul Valiliği İl Emniyet Müdürlüğü Trafik Denetleme Ve Şube Müdürlüğünden gelen cevap dilekçesi, belge ve evraklar hiçbir şekilde tarafıma tebliğ edilmemiştir.

2-  5326 Sayılı Kabahatler Kanununun İdarî yaptırım kararı başlıklı Madde 25/1-c (1) İdarî yaptırım kararına ilişkin tutanakta; … c) Bu fiilin işlendiğini ispata yarayacak bütün deliller açık bir şekilde yazılır denir. 

Anayasa’nın Hak Arama Hürriyeti başlıklı 36. maddesinde: “Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı ve davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.” hükmü amirdir. 

Karar tutanağına bahse konu evraklar tarafıma tebliğ edilmemiştir. Anayasa’dan kaynaklanan hak arama hürriyetim engellenmiş olup mahkemece adil bir yargılanma sağlanamamıştır.

3- Hukukumuzun genel ilkelerinden biri hakimin takdir yetkisine sahip olmasıdır. Hakim takdir yetkisini kullanırken, hukuka uygun karar vermeli, vardığı sonuç hukuk düzenin geneline aykırı olmamalı, hakkaniyete uygun karar vermeli, menfaatler durumunu, hükmün amacını ve somut olayın tüm özelliklerini göz önünde bulundurarak adil bir sonuca ulaşmalıdır.

Söz konusu olayda ve hakim tarafından verilmiş kararda hakim sadece İstanbul Valiliği İl Emniyet Müdürlüğü Trafik Denetleme ve Şube Müdürlüğünden gelen belge ve evraklara dayanmıştır. Verilen kararda somut olayın özellikleri ve menfaatler durumu gözetilmeden karar verilmiştir.

4- Adil yargılanma hakkının unsurlarından bir diğeri olan silahların eşitliği ilkesi, davanın taraflarının usuli haklar bakımından aynı koşullara tabi tutulması ve taraflardan birinin diğerine göre daha zayıf bir duruma düşürülmeksizin iddia ve savunmalarını makul bir şekilde mahkeme önünde dile getirme fırsatına sahip olması anlamına gelmektedir. Ceza davalarının yanı sıra medeni hak ve yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklara ilişkin hukuk davaları ve idari davalarda da bu ilkeye uyulması gerekmektedir. (B.No: 2013/1134, 16.05.2013, § 32)

“Hakkaniyete uygun yargılama”nın temel unsuru ise yargılamanın “çelişmeli” olması ve taraflar arasında “silahların eşitliği”nin sağlanmasıdır. (Rowe ve Davis/Birleşik Krallık [BD], B. No: 28901/95, 16.02.2000, § 60) Adil yargılanma hakkının unsurlarından olan çelişmeli yargılama ilkesi, taraflara dava malzemesi hakkında bilgi sahibi olma ve yorum yapma hakkının tanınmasını ve bu nedenle tarafların yargılamanın bütününe aktif olarak katılmasını gerektirmektedir. Bu anlamda, tarafların dinlenilmemesi, delillere karşı çıkma imkanı verilmemesi, yargılama faaliyetinin hakkaniyete aykırı hale gelmesine neden olabilecektir. Silahların eşitliği ilkesinin tamamlayıcısı olan çelişmeli yargılanma hakkı, kural olarak bir hukuk ya da ceza davasında tüm taraflara, gösterilen kanıtlar ve sunulan görüşler hakkında bilgi sahibi olma ve bunlarla ilgili görüş bildirebilme imkanı vermektedir. (AYM B. No: 2014/12348)

Söz konusu kararardan anlaşılacağı üzere Adil Hakkının ilkelerinden biri olan Silahların Eşitliği İlkesi ; tarafların eşit  şart ve koşullara tabi olmasını savunur ve Çelişmeli Yargılama İlkesi; tarafların dava malzemesi hakkında bilgi sahibi olma ve delillere karşı çıkma imkanı verilmesinden bahseder. tarafıma hiçbir suretle delil gönderilmemiş olup, cevap dilekçesi de tebliğ yapılmamıştır. Söz konusu karar Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ ne aykırılık teşkil etmektedir.



NETİCE VE TALEP : Yukarıda arz ve izah ettiğim nedenlerle;  Küçükçekmece X.Sulh Ceza Hakimliği’ nin 10/11/2025 tarih, 2025/......D. İş kararıyla; İstanbul Trafik Denetleme Şube Müdürlüğünün 23/09/2025 tarih, Seri No MB 81004077 sıra nolu  trafik tutanağında verilmiş olan idari para cezasının iptali için yapmış olduğum itiraz başvurusunun kesin olarak reddi kararının CMK Madde 309 gereğince Kanun Yararına Bozulmasını Saygılarımla arz ve talep ederim. 17/11/2025

                                                                                                   KANUN YARARINA BOZMA

                                                                                                        İSTEMİNDE BULUNAN
                                                                                                   Yaprak Gizlem GÜNDÜZ
                                                                                                               e-imzalıdır 



EKLER:

1-)  İtiraza konu;   İstanbul Trafik Denetleme Şube Müdürlüğünün 23/09/2025 tarih, Seri No MB 81004077 sıra nolu  trafik idari para cezası karar tutanağı.

2-)  İhlal gününe ilişkin kamu görevimin yerine getirildiğine ilişkin belgeler.

3-) Emsal iptal kararları.

4-) Ruhsat Fotokopisi ve Avukat Kimlik Fotokopisi.

5-) Küçükçekmece X.Sulh Ceza Hakimliği’ nin 10/11/2025 tarih, 2025/..... D. İş kararı.
                                                           

                                                                    

 







 

Gündüzler Hukuk Bürosu


UYARI
Web sitemizdeki tüm makale ve içeriklerin telif hakkı Av. Yaprak Gizlem gündüz’e aittir. Tüm makaleler hak sahipliğinin tescili amacıyla elektronik imzalı zaman damgalıdır. Sitemizdeki makalelerin kopyalanarak veya özetlenerek izinsiz bir şekilde başka web sitelerinde yayınlanması halinde hukuki ve cezai işlem yapılacaktır. Avukat meslektaşların makale içeriklerini dava dilekçelerinde kullanması serbesttir.
info@gunduzlerhukuk.com
KVKK AYDINLATMA METNİ